Siber iletişim kanalındaki tektonik dönüşümün mimari tasarım stüdyosuna yansımaları

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Gebze Teknik Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Bu doktora tezi, sanal gerçeklik (SG) teknolojisinin mimari tasarım eğitiminde beden-mekân etkileşimi üzerinden mekânın deneyimlenme şeklini nasıl dönüştürdüğünü ve bu dönüşümün öğrenci tasarımlarına olan yansımalarını inceleyen deneysel bir araştırmadır. Mimarlık eğitiminin deneyimsel yapısı, dijital teknolojilerin sunduğu etkileşimli deneyim ortamlarıyla derinleşmekte; SG gözlüğü aracılığıyla henüz inşa edilmemiş sanal mekânların bire bir ve farklı ölçeklerde deneyimlenmesi, öğrencilerin tasarım kararlarına yönelik farkındalıklarını artırmaktadır. Bu doğrultuda tez, 'Sanal gerçeklik ortamında mimarlık öğrencileri tarafından deneyimlenen mekânlar, olay olgusuna dayalı bir tasarım ve düşünce süreci geliştirebilir mi?' sorusuna yanıt aramaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi Bernard Tschumi'nin 'olay mimarlığı' kavramı ve Gilles Deleuze'ün 'olay olgusu bileşenleri' (uzanım, yeğinleşme, birey) üzerinden oluşturulmuştur. Bu çerçeve, siber-tektonik mekân kavramı bağlamında, deneyimleyen bedenin sarmal arayüzle kurduğu ilişki üzerinden ele alınmıştır. Araştırma, 2024–2025 bahar döneminde Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi MIM421 dördüncü sınıf stüdyo öğrencileriyle yürütülmüş; bedenin dijital mekânla kurduğu etkileşim, öğrencilerin bireysel deneyim aktarımları ve bu aktarımların tasarım kararlarına etkileri üzerinden incelenmiştir. Toplam 28 öğrenciden elde edilen veriler, açık ve kapalı uçlu anket formlarıyla yapılandırılmış; nitel temelli betimleyici fenomenoloji yaklaşımı benimsenmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilerin sanal gerçeklik ortamında mekânı yalnızca görsel temsiller aracılığıyla değil, bedenin yönelimi, geçişleri, duraksamaları ve karar anlarıyla olay olgusu bağlamında şekillenen bir deneyim olarak algıladıklarını ortaya koymaktadır. Öğrencilerin SG gözlüğü aracılığıyla geliştirdikleri mekansal farkındalık düzeyleri, Deleuze'ün olay olgusuna dair uzanım, yeğinleşme ve birey bileşenleriyle ilişkilendirilmiştir. Öğrenciler; doğal ışık, sirkülasyon, topografya, ölçek, mekânsal süreklilik ve kentsel bağlam gibi tasarımsal verilerle kurdukları ilişkiler üzerinden tasarım kararlarını yeniden yapılandırmış; bu süreçte mimari düşünce, deneyimsel gözlemle desteklenmiştir. Devam eden alt problemlerde, sanal gerçeklik gözlüğü ile gerçekleştirilen deneyimlerde baş dönmesi, göz yorgunluğu ve cihaz kullanımına bağlı konfor sorunları gibi ergonomik ve fizyolojik sınırlılıkların deneyim süresini ve yoğunluğunu etkileyebildiği görülmüştür. Bununla birlikte bu durum, SG teknolojisinin tasarım sürecinde mekânsal farkındalık, çevresel değerlendirme ve karar alma süreçlerine katkı sunan deneyimsel potansiyelini ortadan kaldırmamaktadır. Sonuç olarak bu tez, sanal gerçeklik teknolojisinin mimarlık eğitiminde bedenin aktif katılımını mümkün kılan deneyimsel bir ortam sunduğunu ortaya koymaktadır. SG teknolojisinin, öğrencileri mekânı yalnızca tasarlayan değil, aynı zamanda kullanıcı olarak deneyimleyen öznelere dönüştürerek, olay olgusu bağlamında gelişen mekânsal farkındalıkların tasarım sürecine yansımasını destekleyen eleştirel bir öğrenme ortamı sunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

This doctoral dissertation is an experimental study that examines how virtual reality (VR) technology transforms the experience of space through body–space interaction in architectural design education and how this transformation is reflected in students' design outcomes. The experiential nature of architectural education is deepened through the interactive experiential environments offered by digital technologies; experiencing unbuilt virtual spaces at full scale and across multiple scales via VR headsets enhances students' awareness of their design decisions. Accordingly, the dissertation seeks to answer the question: 'Can spaces experienced by architecture students in virtual reality environments foster a design and thinking process based on the notion of the event?' The theoretical framework of the study is constructed around Bernard Tschumi's concept of event architecture and Gilles Deleuze's components of the event ontology (extension, intensity, individuation). Within this framework, the concept of cyber-tectonic space is employed to examine the relationship between the experiencing body and the immersive interface. The research was conducted during the 2024–2025 spring semester with fourth-year architecture students enrolled in the MIM421 design studio at Gebze Technical University. The interaction between the body and the digital environment was analyzed through students' individual experience narratives and the impact of these experiences on their design decisions. Data obtained from a total of 28 students were collected through structured open- and closed-ended questionnaires, adopting a qualitative descriptive phenomenology approach. The findings indicate that students perceive space in virtual reality not merely through visual representations, but as an experience shaped by bodily orientation, transitions, pauses, and moments of decision within the context of the event ontology. The levels of spatial awareness developed through VR experiences were associated with Deleuze's components of the event ontology. Students restructured their design decisions through relationships established with design parameters such as natural light, circulation, topography, scale, spatial continuity, and urban context, with architectural thinking being supported by experiential observation. In subsequent research phases, ergonomic and physiological limitations—such as dizziness, eye fatigue, and headset-related comfort issues—were found to affect the duration and intensity of the experience. Nevertheless, these limitations did not negate the experiential potential of VR technology in contributing to spatial awareness, environmental evaluation, and decision-making processes within the design process. In conclusion, this dissertation demonstrates that virtual reality technology provides an experiential environment in architectural education that enables the active participation of the body. By transforming students into subjects who not only design space but also experience it as users, VR technology supports a critical learning environment in which spatial awareness developed within the framework of the event ontology is reflected in the architectural design process.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Mimarlık

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

CANTÜRK, B. (2026). Siber iletişim kanalındaki tektonik dönüşümün mimari tasarım stüdyosuna yansımaları (Tez No. 1005607) [Doktora tezi, Gebze Teknik Üniversitesi]

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren