Gebze Teknik Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@GTÜ, Gebze Teknik Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Yayın , Gebze Teknik Üniversitesi Sürdürülebilirlik Raporu 2025(Gebze Teknik Üniversitesi, 2025) Özkan, Melek; Aydınoğlu, Arif Çağdaş; Yıldız Kayadevir, Reyhan; Sakınç Tokatlı, Zeynep; Kara, Beyza; Karaçay, Elif BeyzaGebze Teknik Üniversitesi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 17 hedefi ekseninde yürüttüğü kurumsal çalışmaları ve uygulamaları içeren 2025 Sürdürülebilirlik Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı. — İklim eyleminden enerji yönetimine kadar geniş bir yelpazeyi bütüncül ve şeffaf bir yaklaşımla ele alan rapor, üniversitenin uluslararası standartlardaki çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını belgeleyen önemli bir referans niteliği taşıyor. Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ), sürdürülebilir kalkınmayı eğitim, araştırma, yönetişim ve kampüs yönetiminin temel bileşenlerinden biri olarak ele alan yaklaşımı doğrultusunda hazırladığı 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu kamuoyuyla paylaştı. Üniversitenin sürdürülebilirlik vizyonu ve sürdürülebilir kampüs hedefleri doğrultusunda hazırlanan rapor, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın (SKA) 17 hedefi ekseninde, Gebze Teknik Üniversitesi'nin sürdürülebilirlik alanındaki güçlü yönlerini, kurumsal kapasitesini ve hayata geçirdiği uygulamaları ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme niteliği taşıyor. Rapor; eğitim ve araştırmadan yönetişime, iklim eyleminden enerji ve kaynak yönetimine, su yönetimi ve biyoçeşitliliğin korunmasından sürdürülebilir kampüs uygulamalarına, sosyal sorumluluk, eşitlik, inovasyon ve toplumsal katılıma kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirilen çalışmaları bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyor. Aynı zamanda üniversitenin sürdürülebilirlik performansındaki gelişimi, kurumsal ilerlemeyi ve geleceğe yönelik hedeflerini şeffaf bir yaklaşımla ortaya koyan rapor, GTÜ'nün çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanındaki çalışmalarını uluslararası sürdürülebilirlik standartları doğrultusunda belgeleyen önemli bir referans niteliği taşıyor.Öğe Türü: Yayın , Essays on saving policies(Gebze Teknik Üniversitesi, 2025) Koral, Zeynep Aktaş; Yanıkkaya, HalitEmeklilik dönemine hazırlık için yapılan tasarrufların yetersizliği, gelişmiş ve nüfusu yaşlanan ekonomilerde uzun süredir gündemde olan bir konudur. Ancak günümüzde bu durum, neredeyse tüm ülkeler için bir sorun hâline gelmiştir. Türkiye'de bireysel emeklilik tasarruf politikaları açısından kritik nokta, süregelen bir yapısal problem olan düşük tasarruf oranlarından kaynaklanmaktadır. Düşük tasarruf oranları, hem yatırım ve ekonomik büyüme düzeyi gibi makroekonomik istikrarsızlık hem de emeklilik döneminde yaşamın finansmanındaki yetersizlik gibi mikroekonomik sorunlar açısından önemli bir mesele olarak ele alınmalıdır. Tasarruf yetersizliğinin yurt içi yatırımlar, ekonomik büyüme ve cari açık üzerindeki olumsuz etkilerine ek olarak, son yıllarda Türkiye'de nüfusun hızla yaşlanmaya başlaması nedeniyle emeklilerin refahı üzerinde de olumsuz etkiler oluşturacağı düşünülmektedir. Türkiye her ne kadar 2013 yılında %25 oranında devlet katkısı uygulamasını başlatmış ve 2017 yılında otomatik katılım sistemini devreye almış olsa da, emeklilik fonu varlıklarının GSYH içindeki payı hâlen oldukça düşüktür ve çalışanların büyük bir kısmı otomatik katılım sisteminden ayrılmıştır. Emeklilik tasarrufu davranışını belirleyen unsurları, özellikle katılım, ödenen katkı payları ve sistemden çıkış kararlarını etkileyen faktörleri, anlamak, bu reformların etkinliğini artırmak ve güçlü, sürdürülebilir bir tasarruf kültürü inşa etme hedefini gerçekleştirmek açısından oldukça önemlidir. Bu tez, kurumsal yapı, finansal aracılar ve bireylerin davranış kalıplarının tasarruf sonuçlarını nasıl şekillendirdiğini inceleyen, birbiriyle bağlantılı üç makaleden oluşmaktadır. Bulgular, bireysel tasarruf davranışının yalnızca geleneksel ekonomik varsayımlarla açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. Aksine, teşvik mekanizmaları, finansal aracılık ve atalet ya da sınırlı finansal okuryazarlık gibi davranışsal faktörlerin karşılıklı etkileşimi bu davranışın temel belirleyicileridir. Sonuçlar, parasal teşvikler ile varsayılan (default) mekanizmaların tasarrufu farklı biçimlerde etkilediğini göstermektedir. Devlet katkısı, bireysel emeklilik sistemine katılımı ve katkı paylarını artırırken; otomatik katılım sistemi çok daha fazla çalışanın sisteme dâhil olmasını sağlamaktadır. Ancak özellikle genç ve eğitim düzeyi yüksek çalışanlar arasında sistemden ayrılma oranları yüksektir. Katkı payı miktarını etkileyen bir diğer önemli faktör de emeklilik sistemindeki prim toplama ve fon yönetme aşamalarında bulunan finansal aracılardır. Bankalar, yaygın şube ağları sayesinde pazarlama kanalı olarak baskın konumda olsa da, uzman emeklilik aracılarının katkı miktarının artırılmasını sağlamada daha başarılı olduğu görülmektedir. Bu durum, danışmanlık kalitesi ve ilişki odaklı yaklaşımın sistem başarısında merkezi bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Genel olarak, bu üç bölüm, etkili bir emeklilik tasarruf politikası için sadece cömert teşviklerin yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Etkili politikalar; daha iyi tasarlanmış davranışsal tasarımlar, daha nitelikli kurumlar ve bilinçli, sürdürülebilir katılımı teşvik eden güçlü aracılar gerektirir. Türkiye'nin geniş deneyimi, finansal teşvikleri insan davranışıyla uyumlu hâle getirmeyi amaçlayan politikalar yoluyla özel emeklilik tasarruflarını güçlendirmek isteyen hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomiler için de önemli dersler sunmaktadır.Öğe Türü: Yayın , Bitlis ili taşınmaz kültür varlıklarının koruma ve kullanma dengesi kriterlerinin belirlenmesine yönelik bir yöntem önerisi(Gebze Teknik Üniversitesi, 2025) Arkan, Enes; Topçubaşı, MineBitlis ili, coğrafi konumu ve topografik yapısı itibarıyla Doğu Anadolu ile Mezopotamya arasında doğal bir geçit üzerinde yer almakta; bu özelliğiyle tarih boyunca askerî, ticari ve kültürel etkileşimlerin yoğunlaştığı stratejik bir yerleşim alanı olmuştur. Yüzyıllar boyunca farklı uygarlıkların izlerini katmanlar hâlinde taşıyan kent, özgün mimari dokusunu büyük ölçüde korumuş olmakla birlikte, sosyal ve ekonomik dönüşümler, plansız gelişme ve doğal afetlerin etkisiyle günümüzde ciddi koruma sorunlarıyla karşı karşıyadır. Bu çalışma, Bitlis il merkezinde yer alan taşınmaz kültür varlıklarının koruma ve kullanma dengesinin sağlanmasına yönelik kriterleri belirlemeyi ve bu kriterler doğrultusunda bütüncül bir yöntem önerisi geliştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, tarihî çevrenin fiziksel ve sosyal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere kurumsal, sosyal, ekonomik, çevresel ve teknik boyutları bir arada ele alan bütüncül bir yaklaşımla yürütülmüştür. Bitlis il merkezinde farklı dönemlerden günümüze ulaşan, 275'i Koruma Amaçlı İmar Planı (KAİP) sınırları içinde olmak üzere toplam 404 tescilli taşınmaz kültür varlığı tarihi kentsel dokuyla birlikte incelenmiştir. Saha çalışmaları, literatür ve arşiv kaynaklarıyla desteklenerek yürütülmüş; elde edilen veriler yapı türlerine göre sınıflandırılmış ve her tür için ayrı tipolojik analizler yapılmıştır. Tarihî çevrenin sosyal yapı ile ilişkisi değerlendirilmiş; Cumhuriyet Dönemi sonrası planlama süreçleri incelenerek tarihi çevrede gerçekleştirilen uygulamalarla kentin mekânsal gelişimi ortaya konmuştur. Benzer kültürel, topografik ve yapısal özellikler taşıyan Şanlıurfa ve Mardin kent merkezleriyle karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca, Bitlis il merkezindeki 13 mahalleyi kapsayan kentsel doku analizleri gerçekleştirilmiş; bu kapsamda tescilli yapı sayısı ve çeşitliliği en fazla olan, yapısal ve kentsel ölçekte çeşitli koruma uygulamalarının gerçekleştirildiği Müştakbaba Mahallesi örneklem alanı olarak ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Kent merkezindeki koruma sorunları sonucu ortaya çıkan hasar türleri, iç ve dış etkenlere bağlı olarak yapı ölçeğinde kategorize edilmiştir. Elde edilen bulgular, kuramsal literatür çerçevesinde değerlendirilerek 5 ana kriter grubu tanımlanmıştır: Yönetim ve Planlama, Kentsel ve Çevresel Bağlam, Sosyal ve Ekonomik Boyutlar, Kullanım Senaryoları, Turizm ve Sunum ile Yapısal ve Teknik Müdahaleler. Bu 5 grup, ilgili kuramsal çerçeve, uluslararası koruma belgeleri, bildirgeler, tüzükler ve ulusal mevzuat kapsamında oluşturulan 34 alt değerlendirme kriteriyle tanımlanmıştır. Tarihî kentsel dokuda koruma ve kullanım senaryolarına yönelik geliştirilen öneriler, bu kriterlerle ilişkilendirilerek kriter-öneri matrisleriyle analiz edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma Bitlis ilindeki taşınmaz kültür varlıklarının fiziksel, sosyal ve yönetsel sürdürülebilirliğini esas alan kriter seti aracılığıyla koruma-kullanma dengesini sağlamaya yönelik bir yöntem geliştirmiştir. Bitlis il merkezi için geliştirilen bu yöntem, farklı tarihî çevrelerde uygulanabilecektir.Öğe Türü: Yayın , An algorithmic approach for daylight performance optimization of office shading element design(Gebze Teknik Üniversitesi, 2025) Esener, Nebahat Özge; Öztaş, Saniye Karaman; Caloscı, Alfredo MarıoOfis binalarında yeterli gün ışığının sağlanması, enerji tüketiminin azaltılması, kullanıcı sağlığının iyileştirilmesi ve üretkenliğin artırılması açısından önemlidir. Bu bağlamda, doktora çalışması, bina cephelerinde gölgeleyici katman tasarımı için algoritmik bir yaklaşım geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu yaklaşımın üretiminde Rhino üzerinden geliştirilen bir senaryo ile İstanbul'da konumlanan bir ofis mekanının, tamamen şeffaf güney cephesine 20 cm mesafede, binanın dışına sabitlenmiş bir perfore alüminyum gölgeleme elemanının tasarımı ve performans değerlendirmesi üzerine odaklanmaktadır. Araştırma, geometrik yapıları Düzenli (Regular), Düzensiz (Irregular) ve Şeritli (Striped) olarak sınıflandırılan gölgeleme desenlerinin boşluklarını genetik algoritma kullanarak optimize etmektedir. Bu desenler parametrik araçlar (Rhino, Grasshopper, Ladybug, Honeybee, Wallacei) kullanılarak oluşturulmuş ve çok kriterli bir algoritma ile optimize edilmiştir. Algoritmanın tasarım sürecinde gün ışığı performansının değerlendirmesinde kullanılan üç temel kriter şunlar olarak belirlenmiştir: Mekansal Günışığı Otonomisi (sDA), Parıltı Olasılığı (DGP) ve Doğrudan Güneş Işığı Süresi (DSH). Her desen grubu için toplamda 750 varyant üretilmiştir. Algoritmanın Pareto front ile seçtiği başarılı genler, belirlenen kriterlerde gösterdikleri nicel performansa göre birbirleriyle kıyaslanmış ve her desene ait en iyi genler seçilmiştir. Sonrasında bu başarılı üç (düzenli, düzensiz ve çubuklu) desen, ofis çalışma saatlerine (08.00-17.00) göre analiz edilmiştir. sDa, DGP ve DSH kriterlerine ait senelik simülasyon çıktıları, iki farklı kullanıcı bakış noktasına göre (oturan, ayakta) ekinoks (21 Mart, 23 Eylül) ve dönence (21 Haziran, 21 Aralık) tarihlerini kapsayan, sabah (08.00), öğle (13.00), akşam (17.00) saatlerinde gösterdikleri performans, false color görselleri ve renderlar aracılığıyla incelenmiştir. Nicel değerlendirmelere ek olarak, literatür araştırması baz alınarak, nitel gölge incelemesi yapılmıştır ve potansiyel algısal etkileri de tartışılmıştır. Analizler, Düzenli Desen'in (Regular Pattern 01) hem günışığı sürekliliğini sağlama hem de parıltı ve doğrudan güneş ışığı maruziyetini dengeli biçimde kontrol etme açısından en tutarlı performansı sunduğunu göstermiştir. Düzensiz ve Çizgisel desenler ise mekansal çeşitliliği ve ritmik ışık dağılımını zenginleştirerek algısal derinliği artırmış, dolayısıyla iç mekanda farklı deneyimler yaratmıştır. Gölge analizi sonuçları, desenlerin büyük ölçüde kullanıcı pozisyonuna bağlı olarak etkili gölgeleme sağladığını; ancak özellikle öğle saatlerindeki yüksek güneş açılarında, bazı varyantların masa hizasında sınırlı koruma sunduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgular, performans-temelli cephe tasarımı süreçlerinin yıllık metriklerin yanı sıra saatlik görsel analizlerle ve algısal değerlendirmelerle desteklenerek hem teknik verim hem de mekânsal deneyimin bütüncül olarak ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, cephe tasarımına dair sayısal verilerle desteklenen ama aynı zamanda nitel değerleri de dikkate alan yeni bir algoritmik yaklaşım sunmaktadır. Elde edilen bulgular, yalnızca teknik performansı değil, aynı zamanda kullanıcı konforunu ve mekânsal niteliği gözeten bir tasarım anlayışı için yol gösterici niteliktedir.Öğe Türü: Yayın , Bütüncül korumada çok katmanlı eyüp yerleşimi potansiyelinin yorumlama kavramı ile değerlendirilmesi(Gebze Teknik Üniversitesi, 2025) Karagöz, Mehmet Ali; Topçubaşı, MineTarihi Bizans İmparatorluğu'na kadar dayanan, Osmanlı döneminde ve günümüzde de Müslümanlar için kutsiyet içeren Eyüp, içerisinde barındırdığı somut ve somut olmayan kültürel mirası ile çok katmanlı bir yerleşim yeridir. Eyüp yerleşimi, kurulduğu ilk günden günümüze siyasal, toplumsal, ekonomik ve doğal nedenler ile değişimler geçirmiş ve bu değişimler çok katmanlı kültürel mirasının oluşmasını sağlamıştır. Tarihi süreç içerisinde Eyüp'ün kültürel mirasında kayıplar yaşanmış, korunmasında problemler olmuş, göçler, kontrolsüz kentleşme ve yasal problemler nedeni ile katmanlar zarar görmüştür. Miras katmanlarının, yerel halka ve ziyaretçilere aktarılması ve sunulmasında problemlerde mevcuttur. Çalışma, Eyüp'ün somut ve somut olmayan kültürel miras potansiyelinin katmanlarının literatür araştırmaları, arşiv araştırmaları ve alan çalışmaları yapılarak tespit edilmesi, tespitler sonucunda mirasın Valetta İlkeleri'ne (2011) göre bütüncül korunmasını ve Kültürel Miras Alanlarının Yorumlanması ve Sunulması Tüzüğü'nü (2008) temel alarak mirasın yerinde fiziki ve dijital sunum yaklaşımları ile kullanılması önermektedir. Çalışmada, somut ve somut olmayan kültürel miras katmanlarının tespiti yapılmıştır. Somut miras içerisinde; yapı ve mimari eleman kalıntıları (anıtsal yapılar, sivil mimarlık örnekleri, su yapıları, ticari yapılar ve endüstri yapıları) mevcuttur. Eyüp'ün fiziki katmanları değerlendirilirken, Eyüp'ün içerisinde yer aldığı tarihi haritalar katmanlanarak yerleşimin değişimi de değerlendirilmiştir. UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında; toplumsal uygulamalar, el sanatları-üretim ve yeme-içme gastronomi alanında kategorilere ayrılmış, 27 adet somut olmayan kültürel miras unsuru ve bunların icra ya da üretildiği yapılar, dokular ve bölgeler tespit edilmiştir. Unsurlar ve mekânlarının ilişkiler ağı hazırlamış, Eyüp yerleşimi üzerinde miras haritalandırılması yapılmıştır. Eyüp'ün çok katmanlı kültürel mirasının anlatımı ve aktarımında mirasın bir bütün olarak anlatılmasında, yerel halk ve ziyaretçinin alan ve mirasla bir bağ kurabilmesi hedeflenmiştir. Temalar oluşturulmuş, temalar içerisinde mirasın fiziksel (sokak zeminleri, yeniden işlevlendirme önerileri, tabelalar vb.), dijital (AR, VR, GIS ile miras alanlarının işaretlenmesi) sunum yaklaşımları geliştirilmiş ve kültürel miras rota önerileri yapılmıştır. Sonuç olarak; Eyüp'te somut miras ve SOKÜM unsurlarının varlığına devam ettiği bir kısmının son bulduğu görülmüştür. Bunlara paralel olarak da SOKÜM mekânları da olumsuz etkilendiği, bazılarının yok olduğu anlaşılmıştır ve bu nedenle mirasın yerinde korunması ve sunulmasının önemi ortaya çıkmıştır. Ayrıca Eyüp'ün kültürel mirasının korunmasında sorumlu olan kurumların iletişim ve ortak alt yapı eksikliği görülmüştür. Bu sorunların çözümü; kurumların ortak bir çalışma merkezi oluşturması, bilgi ve belge paylaşımı için CBS ve H-BIM gibi alt yapılar kullanması ile gerçekleştirilebilir. Çalışmada alana özel tartışılan bütüncül koruma önerileri ve mirasın yerinde alana özgü sunum yaklaşımlarının diğer çalışmalara örnek olabileceği ve farklı tarihi alanlarda kullanılabileceği düşünülmektedir.
















