Kentsel mekânın performatif arayüzleri ve beden-mekân etkileşimi bağlamında üretken piksel kavramı
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Mimari yüzeylerin beden kaynaklı verilerden yararlanarak karar durumu üretebilecek şekilde uygulanabilmesi, güncel hesaplamalı tasarım ekseninin yöntemsel zorluklarından biri olarak okunur. Bu çalışma, mekân yaklaşımını statik bir çerçeveden çıkararak, bedenin basınç, ısı ve hareket izleri üzerinden devingen bir arayüz mekanizması önerir. Bu hedef doğrultusunda önerilen "Üretken Piksel" tasarım stratejisiyle grid, temsilin tezahür eden anlam sınırlarından çıkarılarak, bedensel verilerle hücre ölçeğinde dönüşüm geçirerek tektonik parametrelerle yeniden biçimlenen operatif bir düzlem halini alır. Tezin kuramsal temellerinin kurulmasında Lefebvre'nin ritmanaliz yaklaşımı, Sloterdijk'in sferik mekân okumaları ve Laban'ın hareket analizi kurucu referans eksenleri olarak benimsenmiştir. Araştırma metodolojisinin oluşturulmasında Tasarım Yoluyla Araştırma yaklaşımına başvurularak, prototipleme ve geri beslemeli doğrulama hattı operatif bir şekilde yönetilir. Çalışma bağlamında ilerletilen ZMEK (Zon, Metrik, Eşik, Karar) hattı üzerinden izler, zon merkezinde toplanarak okunabilir metrikler (M) elde edilir. Takiben pencereleme, histerezis ve eşik bandı ilkeleriyle kararlı olay seçimleri (E) işletilir. Seçilmiş olan olaylar, Karar aileleriyle (K1-K4) ilişkilenerek yüzeyde gözlemlenebilir tektonik karşılıklarını bulurlar. Uygulama aşamasında hayata geçirilen fiziksel ve dijital prototipler, Rhinoceros 8, Grasshopper, Kangaroo Physics ve Arduino entegrasyonu vasıtasıyla test edilmiştir. Basınç ve ağırlık kanalları başta olmak üzere veri kaynaklarına dayanılarak geliştirilen modüler prototipte (v1), bant temelli eşikleme yaklaşımı sonucunda anlık dalgalanmalarda salınım sınırlanarak kararlı bir güncelleme ilkesinin üretildiği ortaya konmuştur. Birden fazla değişkenli (H, D, T) optimizasyon süreçleri, Galapagos üzerinden J amaç fonksiyonuyla gerçekleştirilmiştir. İlk jenerasyonlar üzerinden 0,40-0,45 aralığında değerlerle karşılaşılırken, 30.Jenerasyonda yaklaşık 0,84 uygunluk skoru gözlemlenmiştir. Elde edilen bu sonuç, çeşitlilik (H), üretilebilirlik (T) ve hedef uyumu (D) arasında denge durumuna evrimsel olarak yaklaştığını kanıtlar. Bu bağlamda yapılan tez çalışması, elde edilen bulgular ışığında grid'i beden verileriyle süreğen şekilde ayarlayan bir karar yüzeyi olarak yeniden yorumlayabilmektedir. Önerilen yaklaşım, ilerideki çalışmalarda kamusal bağlamlara genişletilerek, ölçeklenmeye açık potansiyel bir çerçeve olarak değerlendirilebilir.
The implementation of architectural surfaces in a way that can generate decision states by utilizing body-derived data is read as one of the methodological challenges of the current computational design axis. This study takes the approach to space out of a static framework and proposes a dynamic interface mechanism through the traces of pressure, heat and movement of the body. With the "Generative Pixel" design strategy proposed in line with this goal, the grid is removed from the manifested meaning boundaries of representation and becomes an operative plane that is transformed at the cell scale with bodily data and reshaped with tectonic parameters. Lefebvre's approach to rhythmanalysis, Sloterdijk's readings of spherical space and Laban's analysis of movement have been adopted as the founding axes of reference in establishing the theoretical foundations of the thesis. The Research through Design approach is used to establish the research methodology and the prototyping and feedback validation pipeline is managed in an operative way. Through the ZMEK (Zone, Metric, Threshold, Decision) line, which is advanced in the context of the study, the traces are collected at the zone center and readable metrics (M) are obtained. Subsequently, stable event selections (E) are executed with windowing, hysteresis and threshold band principles. The selected events are related to the Decision families (K1-K4) to find their observable tectonic counterparts on the surface. The physical and digital prototypes realized in the implementation phase were tested through Rhinoceros 8, Grasshopper, Kangaroo Physics and Arduino integration. In the modular prototype (v1), which was developed based on data sources, especially pressure and weight channels, it was demonstrated that a band-based thresholding approach produced a stable update policy by limiting the oscillation in instantaneous fluctuations. Multivariable (H, D, T) optimization processes were performed with the objective function J over Galapagos. While values in the range of 0.40-0.45 were observed over the first generations, a suitability score of approximately 0.84 was observed in the 30th generation. This result proves the evolutionary convergence towards a state of equilibrium between diversity (H), reproducibility (T) and goal congruence (D). In the light of the findings, this thesis reinterprets the grid as a decision surface that continuously adjusts with body data. The proposed approach is considered as a potential framework that is open to scaling and extension to public contexts in future studies.








